Arapçada Mansublar (Mansubat)

Arapçada Mansublar (Mansubat)
Cümle içindeki durumundan ötürü nasbı gereken unsurlara mansublar المَنْصُوبَاتُ denir.

1- MUTLAK MEFUL المَفْعُولُ المُطْلَقُ

Mutlak meful, fiilden sonra, fiilin manasını kuvvetlendirmek, çeşidini bildirmek, sayısını bildirmek veya vekalet etmek için gelen, o fiille aynı kökten bir mastardır. Dört farklı kullanımı vardır;

a) Kuvvetlendirmek için; Fiilin mastarı tekrar edilir.

كَسَرَ الوَلَدُ الزُّجَاجَ كَسْرًا : Çocuk camı bir kırdı ki!

نَامَ الرَّجُلُ المُتْعَبُ نَوْمًا : Yorgun adam öyle uyudu ki!

أَكَلَ الجَائِعُ أَكْلاً : Aç öyle yedi ki!

Manayı daha da kuvvetlendirmek (tekid) için, mastar bir daha tekrar edilir.

إِذَا دُكَّتِ الأَرْضُ دَكًّا دَكًّا : Dünya, ezilip paramparça olduğu zaman.

b) Çeşit bildirmek için;

ضَرَبَهُ ضَرْبَ الظَّالِمِ : Onu, zalimin döğdüğü gibi döğdü.

ضَرَبَهُ ضَرْبَ المُؤَدِّبِ : Onu, terbiye edenin döğüşü ile döğdü.

يَنَامُ المَرِيضُ نَوْمًا هَادِئًا : Hasta sakin bir uyku uyuyor.

Read the rest of this entry »

Arapçada Bedel

Arapçada Bedel
Bedel kendisinden önceki kelimeyi açıklayıp pekiştiren ve irâb (hareke) bakımından ona uyan kelimedir. Bedel’den önceki kelimeye mübde’l-minhu (kendisinden bedel yapılan) denir. 4 çeşit bedel vardır:

1) Tam bedel;

نَجَحَ أَخُوكَ مُحمَّدٌ : Kardeşin Muhammed geçti.

2) Kısmi bedel;

أَكَلْتُ الدَجَّاجَةَ نِصْفَھا : Tavuğun yarısını yedim.

3) İçerik bedel;

أَعْجَبَنِي ھذا الكِتَابُ أُسْلُوبُهُ : Kitabın tarzı hoşuma gitti.

4) Benzemez (yanlışlıkla söylenen) bedel;

أَعْطِنِي الكِتَابَ الدَفْتَرَ : Bana kitab ver, (hayır yanlış söyledim) defter.

Bedel ve mubdel minhu;

- Belirlilik ve belirsizlik bakımından benzer olmalarına gerek yoktur,

أَعْرِفُ لُغَتَيْنِ : الفرَنْسِيَّةَ، والإِسْبَانِيَّةَ : İki dil biliyorum; Fransızca ve İspanyolca.

- Her ikisi de isim olabilir,

يَسْأَلُونَكَ عَنِ الشَّهْرِ الْحَرَامِ قِتَالٍ فِيهِ : Sana haram aydan ve o ayda savaşmaktan soruyorlar. (2; 217)

- Her ikisi de fiil olabilir,

Read the rest of this entry »

Arapça- Temyiz

Arapça- Temyiz
Bir önceki kelimede veya tüm cümledeki belirsiz ifadeyi belirtmek ve tanımlamak için kullanılan isme temyiz denir. Temyiz, meyyeze (ayırt etmek) fiilinin mastarı olup ayırt edici görevindedir. Ayırt ettiği kelimeye de mümeyyiz (ayırt edilen) denir.

شَرِبْتُ لِتْراً حَلِيباً : Bir litre süt içtim.

Burada حَلِيباً (temyiz), bir önceki kelime olan لِتْراً (mümeyyiz) in ne olduğunu bize açıklar.

إِبْرَاھِيمُ أَحْسَنُ مِنِّي خَطّاً : İbrahim el yazısı olarak benden daha iyidir.

Bu örnekte خَطّاً belirleyici (temyiz) görevindedir. Eğer temyiz (ayırt etme) olmasaydı cümle "İbrahim benden daha iyidir" şeklinde olacaktı. Bu durumda akla ne olarak daha iyi sorusu gelecekti. İşte bu belirsiz durumu ortadan kaldırmak için 'temyiz' kullanılır.

Mümeyyez bakımından temyiz ikiye ayrılır;

1) Temyizu Zâti تَمْيِيزُ الذَاتِ

Miktarsal kelimelerden sonra kullanılır. Dört çeşittir;

a) Rakam,

Read the rest of this entry »

Arapça- Hal

Arapça- Hal

الحَالُ

Hal, كَيْفَ sorusunun cevabı olarak cümlede yer alıp, hal sahibi'nin durumunu bildiren mensup halde olan isimlerdir.

كَيْفَ جَاءَ بِلالٌ؟ : Bilal nasıl geldi?

جَاءَ بِلالٌ رَاكِباً : Bilal binici olarak geldi. (Bu cümlede بِلالٌ hal sahibi, رَاكِباً de halidir.)

جَاءَتْنِي الطِفْلَةُ بَاكِيَةً، ورَجَعَتْ ضَاحِكَةً : Kız çocuğu bana ağlayarak geldi, gülerek döndü.

أُحِبُّ اللَحْمَ مَشْوِيّاً، والسَمَكَ مَقْلِيّاً، والبَيْضَ مَسْلُوقاً : Eti ızgara, balığı kızartma, yumurtayı haşlama seviyorum.

Hal sahibi kelime cümle içinde aşağıdaki konumlarda bulunabilir;

- Fail,

كَلَّمَنِي الرَجُلُ بَاسِماً : Adam benimle gülümseyerek konuştu.

- Naib fail,

يُسْمَعُ الأَذَانُ وَاضِحاً : Ezan net duyulur.

- Mef'ulun bih,

اِشْتَرَيْتُ الدَجَّاجَةَ مَذْبُوحَةً : Tavuğu kesilmiş aldım.

- Mübteda,

الطِفْلُ فِي العُرْفَةِ نَاىِٔماً : Odadaki çocuk uyuyor.

- Haber,

ھذا الھِلَالُ طَالِعاً : Bu hilal doğuyor (yükseliyor).

Read the rest of this entry »

Arapçada Şart Cümleleri

Arapçada Şart Cümleleri
Şart cümleleri iki kısımdan oluşur. Birinci kısma şart (الشَرْطُ), ikinci kısma cevap (جَوَابُ الشَرْطِ) denir.

لَوْ : (Eğer) Geçmişte yerine getirilmemiş bir durum için kullanılır. Cevap cümlesine 'Lam' harfi ile vurgu yapılır. Eğer cevap olumsuzsa 'Lam' harfi kullanılmaz. Fiiller cezmedilmez.

لَوْ اِجْتَھَدْتَ لَنَجَحْتَ : Çabalasaydın geçerdin.

لَوْ عَرَفْتُ أَنَّكَ مَرِيضٌ ما تَأَخَّرْتُ : Hasta olduğunu bilseydim geç kalmazdım.

لَوْ سَمِعْتَ قِصَّتَهُ لَيَبْكَيْتَ : Hikayesini duysaydın ağlardın.

Temenni ifade eder;

لَوْ كَتَبَ : Keşke yazsa.

لَوْ كَانَ كَتَبَ : Keşke yazsaydı.

أَنْ edatı gibi masdar harfi olur. Mazi ve muzari fiilin başında bulunur. Muzari fiili nasbetmez;

يَوَدُّ الطَالِبُ لَوْ نَجَحَ : Öğrenci başarılı olmayı arzu eder.

*(يَوَدُّ أَحَدَهُمْ لَوْ يُعَمَّرُ أَلْفَ سَنَةٍ)* : Onların her biri, bin yıl yaşatılsın ister.

Read the rest of this entry »

Arapçada İstisna

Arapçada İstisna
İstisna'nın üç elemanı vardır.

المُسْتَثْنَى : (Mustesna) Hariç olan.

المُسْتَثْنَى مِنْهُ : (Mustesna Minhu) Hariç olunan.

أَدَاةُ الاِسْتِثْنَاءِ : (Edatul İstisna) İstisna kelimeleri. (إِلا ، غَيْرُ ، سِوَى ، ماعَدَا ، ماخَلَا)

İstisna Çeşitleri

1) İstisna Muttasıl (مُتَّصِلٌ); Mustesna ve mustesna minhu aynı cinstir.

نَجَحَ الطُلابُ كُلُّهُمْ إِلَّا خَالِداً : Halit dışında tüm öğrenciler geçti.

2) İstisna Munkatı (مُنْقَطِعٌ); Mustesna, mustesna minhu'den tamamen farklı bir cinstir.

وَصَلَ الضُيُوفُ إِلا أمْتِعَةَهُمْ : Bagajları hariç misafirler geldiler.

3) İstisna Müferrağ (مُفَرَّعٌ); Mustesna minhu'nun cümlede bulunmaması durumudur. (Bu açıdan bakıldığında, yukarıdaki örneklerdekilere de tam istisna denir)

ما جَاءَ إِلا حَامِدٌ : Hamit dışında kimse gelmedi.

Müferrağ istisna cümleleri ya olumsuz, ya yasaklayıcı ya da soru cümleleri şeklindedir.

إِلا Kullanılan İstisna Cümleleri'nin İrabları

Read the rest of this entry »

Tekid Lamı ve Tekid Nunu

Tekid Lamı ve Tekid Nunu
Manayı kuvvetlendirmek ve pekiştirmek için muzari veya emir fiillerinin başına لَ harfi, sonuna da نَّ (kuvvetli vurgular için) veya نْ (daha hafif vurgular için) harfleri getirilir.

وَاللهِ لَأَنْشُرَنَّ الإِسْلامَ فِي بَلَدِي : Vallahi İslam'ı memleketimde yayacağım.

Muzari Merfu Çekimi;

يَكْتُبُنَّ
يَكْتُبْنَانِّ
تَكْتُبُنَّ
تَكْتُبْنَانِّ

يَكْتُبَانِّ
تَكْتُبَانِّ
تَكْتُبَانِّ
تَكْتُبَانِّ
نَكْتُبَنَّ
يَكْتُبَنَّ
تَكْتُبَنَّ
تَكْتُبَنَّ
تَكْتُبِنَّ
أَكْتُبَنَّ

Muzari Meczum Çekimi; Muzari merfu çekimi ile aynıdır.

لا تَجْلِسَنَّ فِي هذا الكُرْسِيِّ فَإِنَّهُ مَكْسُورٌ : Bu sandalyeye oturma, o kırıktır.

يَا إِخْوَانُ، لا تَخْرُجُنَّ مِنْ الفَصْلِ قَبْلَ السَاعَةِ الوَاحِدَةِ : Kardeşlerim, saat birden önce sınıftan çıkmayın.

يَا زَيْنَبُ، لا تَغْسِلِنَّ ثَوْبَكَ بِهذا الصَابُونِ : Zeynep, elbiseni bu sabunla yıkama.

يا أَخَوَاتُ، لا تَشْرَبْنَانِّ هذا المَاءَ : Kız kardeşler, bu sudan içmeyin.

Read the rest of this entry »

Yemin Vurgusu

Yemin Vurgusu
جَوَابُ القَسَمِ

İsim cümlelerinde;

واللهِ إِنِّي لَمَرِيضٌ : Vallahi, ben hastayım. ('Lam' vurgusunun kullanımı isteğe bağlıdır.)

واللهِ ما أَنَا مَرِيضٌ : Vallahi, ben hasta değilim. (Olumsuz cümlede 'İnne ve Lam' ile vurgu yoktur.)

Mazi Fiil cümlelerinde;

واللهِ لَقَدْ رَأَيْتُهُ : Vallahi, onu gördüm.

واللهِ ما رَأَيْتُهُ : Vallahi, onu görmedim. (Olumsuz cümlede 'Leqad' ile vurgu yoktur.)

Muzari Fiil cümlelerinde (geleceği ifade eden);

واللهِ لَأُسَافِرَنَّ غَداً : Vallahi, yarın seyahate çıkacağım. (Geleceği ifade eden olumlu yemin cümlelerinde 'Lam' ile birlikte 'Nun' vurgusu vardır.)

واللهِ لا أُسَافِرُ غَداً : Vallahi, yarın seyahate çıkmıyacağım. (Olumsuz cümlede 'Lam ve Nun' ile vurgu yoktur.)

Muzari Fiil cümlelerinde (geniş zamanı ifade eden);

واللهِ لَأُحِبُّ اللهَ : Vallahi, Allah'ı seviyorum. (Geleceği ifade etmeyen olumlu yemin cümlelerinde 'Nun' vurgusu yoktur, sadece 'Lam' vurgusu vardır.)

Read the rest of this entry »

Övme ve Yerme Fiilleri

Övme ve Yerme Fiilleri
Arapçada medh (övmek) için (نِعْمَ), zem (yerme) için (بِىْٔسَ) camid fiilleri kullanılır. Genellikle bu fiillerden sonra merfu iki isim bulunur;

نِعْمَ الوَلَدُ عُمَرُ : Ömer ne iyi çocuktur.

بِىْٔسَ الخُلُقُ الكِذْبُ : Yalan söylemek ne kötü huydur.

نِعْمَ (Niğme) : İyi, güzel, ilginç, mükemmel, ne iyi, ne güzel, ne ilginç, ne mükemmel... manalarına gelir.

بِىْٔسَ (Bi'se) : Kötü, fena, çirkin, ne kötü, ne fena, ne çirkin... manalarına gelir.

Medh ve zem fiilleri lazımdırlar, mazidirler, muzari ve emirleri yoktur. Çekimleri de yoktur. Sonlarına müenneslik (ت) kullanılsa da olur, kullanılmasa da;

نِعْمَ الرَجُلُ أَحْمَدُ : Ahmet ne iyi adamdır.

نِعْمَ الرَجُلَانِ أَخَوَاكَ : İki kardeş ne iyi adamlardır.

نِعْمَ الرِجَالُ المُسْلِمُونَ : Müslümanlar ne iyi adamlardır.

نِعْمَتْ المَرْأَةُ عَاىِٔشَةُ : Ayşe ne iyi kadındır.

مَا ile kullanımı;

نِعْمَ مَا فَعَلْتَهُ : Yaptığın şey ne güzel.

Read the rest of this entry »

Kasır (Daraltma)lı Cümle

Kasır (Daraltma)lı Cümle
Bir lafzı, diğer bir lafza tahsis etmek anlamına gelen kasr, çeşitli yollarla yapılmaktadır:

1) Olumsuzluk ve istisna harfleri ile;

مَا...إِلَّا şeklinde yapılan daraltmada إِلَّا harfinden önce gelen kelime, ondan sonra gelen kelimeye tahsis edilmektedir.

مَا شَوْقِيٌّ إِلَّا شَاعِرٌ : Şevki yalnızca şairdir.

مَا شَاعِرٌ إِلَّا شَوْقِيٌّ : Şair olan yalnızca Şevki'dir.

مَا هُوَ إِلَّا عَلِيٌّ : O Ali'den başkası değildir. (Şüpheyi ortadan kaldırmak için kurulmuş bir cümle.)

إِنَّمَا ve أَنَّمَا harfleri de benzer anlamlarda kullanılabilir.

إِنَّمَا شَوْقِيٌّ شَاعِرٌ : Şevki yalnızca şairdir.

2) لا، بَلْ، لَكِنْ harfleri ile;

إِنَّمَا أَنَا مِصْرِيٌّ لَا سُورِيٌّ : Ben sadece Mısırlıyım, Suriyeli değil.

مَا وَضْعُ الإِنْسَانِ فِي غَيْرِ مَوْضِعِهِ عَدْلاً بَلْ ظُلْمٌ : İnsanı layık olduğu yerden başka bir yerde kullanmak adalet değildir, zulümdür.

Read the rest of this entry »

Hazif (Eksiltme)li Cümle

Hazif (Eksiltme)li Cümle
Mefulun mutlakta fiilin hazfi;

اِجْتَهِدُوا اِجْتِهَاداً لَا تَكْسَلُوا كَسَلاً --> اِجْتِهَاداً لَا تَكْسَلُوا كَسَلاً : Çalışın, tembellik yapmayın!

سَقَاكَ اللهُ سَقْياً ورَعَاكَ اللهُ رَعْياً --> سَقْياً ورَعْياً : Allah sana rahmet etsin ve seni korusun!

أُسَبِّحُ اللهَ تَسْبِيحاً --> سُبْحَانَ اللهِ : Allah'ı tenzih ederim!

- Mefulun bihde fiilin hazfi;

أَتَيْتَ أَهْلاً ووَطِىْٔتَ سَهْلاً --> أَهْلاً وسَهْلاً : Hoş geldin, safa buldun.

أَرْسِلْ الكَلْبَ عَلَى الخِنْزِيرِ --> الكَلْبَ عَلَى الخِنْزِيرِ : Köpeği domuza sal!

Takdim - Tehir

Takdim - Tehir
Genel hatlarıyla takdim-tehir, anlam bulanıklığının önüne geçmek, hükmü takdim edilene tahsis etmek, kasr (daraltma), olumsuzluk hükmünü genelleştirmek veya tekid maksadıyla yapılmaktadır.

Üç üyeli bir fiil cümlesine (Fiil + Fail + Meful) fiille başlandığında ilgi fiile yönelmiştir;

أَكَلَ عَلِيٌّ الخُبْزَ : Yedi Ali ekmeği.

Şayet meful failden önce gelirse, ilgi ona yönelmiş olur;

أَكَلَ الخُبْزَ عَلِيٌّ : Ali ekmeği yedi.

Şayet meful fiilden önce gelirse, tahsis ifade eder ve fiilin yalnızca ona yöneldiğini gösterir;

الخُبْزَ أَكَلَ عَلِيٌّ : Ali sadece ekmeği yedi.

Yukarıdaki örnekte fiille fail arasında takdim-tehir yapılacak olursa isim cümlesine dönüşür. Bu defa ilgi baştaki isme yönelir ve fiil cümlesinden farklı bir anlam ifade eder.

Read the rest of this entry »

Arapçada Zaman İfadeleri

Arapçada Zaman İfadeleri
اليَوْمَ : Bugün

ھذا صَبَاحَ : Bu sabah

أَمْسِ : Dün

البَارِحَةَ : Dün gece

غَداً : Yarın

مُنْتَصَفُ اللَيْلِ : Geceyarısı

قَبْلَ ثَلاثَةُ أيَّامٍ : Üç gün önce

قَبْلَ أُسْبُوعٍ : Bir hafta önce

الأُسْبُوعِ المَاضِي : Geçen hafta

مُنْذُ أُسْبُوعٍ : Bir haftadan beri (Bir haftadır)

بَعْدَ شَھْرٍ : Bir ay sonra

في السَّنَةِ : Senede

قَبْلَ سَنَوَاتٍ : Seneler önce

في العَامِ المُقْبِلِ : Gelecek sene

فِي المُسْتَقْبَلِ : Gelecekte

قَبْلَ قَلِيلٍ : Az önce

مِنْ قَبْلُ : Önceden

قَرِيباً : Yakında

كُلُّ يَوْمٍ : Her gün

ھذه الأَيَّامَ : Bugünlerde

بَعْضَ يَوْمٍ : Günün bir kısmı

في الاسبوع الاول من شھرِ رَجَبٍ : Recep ayının ilk haftasında

وُلِدَ عَامَ سَبْعِينَ وخَمْسِمِاىَٔةٍ لِلمِيلادِ : Miladi 570 yılında doğdu.

قَبْلَ خَمْسِ دَقاىِٔقَ : Beş dakika önce

قَبْلَ نِصْفِ سَاعَةٍ : Yarım saat önce

فِي السَاعَةِ الخَامِسَةِ : Saat beşte.

Read the rest of this entry »

Arapçada Rakamlar

Arapçada Rakamlar
Kelime ancak ikiden çok bir sayıyı ifade ediyorsa rakam ile belirtilir. Ve kelimenin çoğulu yazılır.

طَالِبٌ Öğrenci

طَالِبَانِ İki öğrenci

ثَلاثَةُ طُلابٍ Üç öğrenci

Rakamlar bir ismin başına geldiğinde isim tamlaması şeklinde değerlendirilir. (Başına geldiği kelimenin son harekesini mecrur yapar.) İsimler çoğul olarak kullanılır.

كم طالباً جديداً في فصْلِكَ يا شيخُ

فيهِ عَشَرَةُ طلابٍ جددٍ

Müzekker isimlerin başına gelen rakam müennes, müennes bir ismin başına gelen rakam müzekker olur. Yani isme göre tam tersidir.

لي ثَلاثُ أخَواتٍ و خَمْسَةُ إخْوَةٍ

On'dan Büyük Rakamlar

Kelime başına On'dan büyük bir rakam geldiğinde kelimenin son harakesi "üstün" olur. (Başına geldiği kelimenin son harekesini nasb eder.) İsimler tekil olarak kullanılır.

ثَلاثَةَ عَشَرَ طالباً

عِشْرُونَ طالباً

Kelime müzekker ise ilk rakam tersi (müennes), sonraki müzekker (11 ve 12 hariç);

أَحَدَ عَشَرَ طالباً

ثَلاثَةَ عَشَرَ طالباً

Read the rest of this entry »

Arapçada Günler

Arapçada Günler

السَّبْتُ Essebtu Cumartesi

الأحَدُ Elahadu Pazar

الإثْنَيْنِ Elisneyni Pazartesi

الثُّلاثَاءُ Essülâsau Salı

الأرْبِعَاءُ Elerbiâu Çarşamba

الخَمِسُ Elhamisu Perşembe

الجُمُعَةُ Elcumuatu Cuma

Sponsorlu bağlantılar