Mülteci Olgusuna ve Suriyeli Mültecilere İlişkin Türkiye’de Basılan Arapça Eserler Üzerine Bir Değerlendirme

131
Marmara İletişim Dergisi / Marmara Journal of Communication • Yıl / Year: 2016 • Sayı / Issue: 25
ss/pp. 131-144 • ISSN: 1300-4050 • DOI: 10.17829/midr.20162520722
* Doktora Öğrencisi, Marmara üniversitesi Sosyal Bilimler Enstitüsü, Felsefe ve Din Bilimleri Ana Bilim Dalı (Dinler
Tarihi Bilim Dalı); Yazma Eser Uzman Yardımcısı, Türkiye Yazma Eserler Kurumu Başkanlığı, Çeviri ve Yayım Dairesi,
abdullahdilek@gmail.com
Mülteci Olgusuna ve Suriyeli Mültecilere İlişkin Türkiye’de
Basılan Arapça Eserler Üzerine Bir Değerlendirme
Abdullah DİLEK*
Giriş
Suriyeli mülteciler meselesi 2011 yılından sonra Suriye’deki iç savaşın kronikleşmesi ve
derinleşmesi ile eş zamanlı olarak, sayısal açıdan artarak daha geniş bir coğrafyaya yayılmakta
ve yayıldığı alanda çok boyutlu sorunları beraberinde taşımaktadır. Suriye krizinin başlaması
ile mülteci durumuna düşen Suriyeliler’in yönü öncelikle Lübnan ve Ürdün olmuştur. Şüphesiz
bunda bu ülkelerdeki coğrafî iç içelik, Arapça’nın ortak kullanılan dil olması ve Lübnan’a
pasaporta ihtiyaç duymadan kimlik ile girip çalışabilme şartları etkili olmuştur. Zamanla bu
krizin büyümesi ile sayısal açıdan artan mültecilerin yönü Türkiye’ye de yönelmiş ve neticede
2016 yılı ortalarında Türkiye, en fazla Suriyeli mülteciyi barındıran ülke durumuna gelmiştir.
İşte bu çerçevede her geçen gün hem Türkiye halkı hem de Türkiye’deki Suriyeli mülteciler için
yeni meseleler gündeme gelmekte olduğundan; bu değerlendirme yazısında, Suriyeli mültecilerle
ilgili olarak Türkiye’de yaşayan Suriyeliler tarafından Arapça olarak basılan kitapların tanıtımı ve
değerlendirmesi temel gaye olarak belirlenmiştir.
Bir başka açıdan, Suriyeli mülteciler konusu gündeme alındığında bu konunun Arap
coğrafyasının pek yabancısı olmadığı “mülteci olgusu” içindeki yerinin de belirlenmesi değer
kazanmaktadır. Zira Arap dünyasında, başta Filistinli mülteciler olmak üzere mültecilik meselesi
ile ilgili yazılan eserlerdeki temel mesele ve konuların zamanla Suriyeli mülteciler hakkında da
geçerli olması ciddi sorunlardan biri olarak karşımıza çıkmaktadır. İşte bu genel resim içerisinde
öncelikle -Suriye krizinin başlangıç tarihi esas alınarak- mültecilik hakkında Arapça yazılan
eserlerin temel konuları üzerinde durulacaktır. Bunun ardından ise Türkiye’de yaşayan Suriyeli
mültecilerden eli kalem tutanların Arapça olarak -kendi imkanları ile yaralarını sarmaya çalışma
kabilinden- telif ettikleri üç eser tanıtılmaya çalışılacaktır.
KİTAP DEĞERLENDİRMESİ
Abdullah DİLEK
132
Suriyeli Özgür Avukatlar Topluluğu (Tecemmu‘u’l-Muhâmiyyine’s-Sûriyyine’l-Ahrâr; The Free
Syrian Lawyer’s Aggregation)1
Türkiye’de yaşayan Suriyeli mülteciler için 2014-2015 yıllarında
üç kitap(çık) hazırladı. Bu eserlerdeki ana tema, kitap başlıklarından da anlaşılabileceği üzere
Türkiye’de yaşayan Suriyeliler için hukukî bir rehberlik hizmeti ortaya koymaktır. Nitekim
Türkiye’ye yerleşen Suriyeliler’in sayısı günden güne artmakta olduğundan ikamet, sağlık,
çalışma ve mülk edinme gibi temel insanî ihtiyaçların hukukî bir zemine dayanması için yapılan
çalışmalara olan ihtiyaç zaruriyet seviyesinde kendini hissettirmektedir.
Suriyeli mülteciler ile ilgili kitap seviyesindeki Arapça yayınlara bakıldığında, bu tür
çalışmaların az olduğu, bir anlamda ilmi seviyede bir ihmal olduğu dikkatleri çekmektedir.
Nitekim Suriye’deki iç savaşın başladığı 2011 yılından sonraki döneme bakıldığında 2012-2016
arası 5 yıllık süreçte Arapça yayımlanan mültecilik hakkındaki telif türü eserlerin tespitinde
en büyük Arapça kitap satış sitelerinden birisi üzerinden mülteci karşılığı olan lâci’ anahtar
kelimesiyle yapılan taramada sadece 23 eserin varlığı tespit edilebilmiştir.2
Hiç şüphesiz
bunların dışında da mültecilik konusunda basılan kitaplar bulunmakla beraber bu tür kitapların
sempozyum tebliğlerinin bir araya getirilmesinden oluştuğu veya sınırlı bir bölgedeki mülteci
sorunu öne çıkartılarak hazırlandığı görülmektedir.
Bu kitaplara bakıldığında bunların büyük bir kısmının Filistinli mülteciler esas alınarak
hazırlandığı görülmektedir. Zira “mülteci” olgusu incelendiğinde ilk fırsatta el-lâci’ûne’lFilistîniyyûn
(Filistinli mülteciler) ifadesi ile karşılaşılmaktadır. Bunun sebebi de bilindiği üzere
yaklaşık 100 yıllık bir hikâyesi/kökeni olan “Filistin meselesi”dir (el-Kaziyyetu’l-Filistîniyye).
Bunun yanında Yemen’deki Afrikalı mülteciler konusunda da az da olsa bazı yayınlar ile
karşılaşılmaktadır. Buna bağlı olarak bu kitapların bir kısmı sosyo-kültürel boyutta mültecileri
konu edinirken eserlerin bazıları da vatandaşlık ve mülkiyet hakkı başta olmak üzere mültecilerin
hukukî statüleri ve hakları hakkında olduğunu söylemek mümkün. Mülteciler meselesini elen
alan kitaplar arasında öne çıkan bir başka konu ise bunların çoğunun İsrail-Filistin mücadelesi
çerçevesinde siyasî ve “Arap-İsrail mücadelesi/çatışması”na yoğunlaştığı gerçeğidir.
Mültecilik hakkında son beş yılda Arapça yazılan kitapların çok az bir kısmı şiir, roman ve
biyografi üzerinden mülteciliğin içinden geçtiği hali anlatmaya çalışmaktadır. Bunun yanında
geriye kalan kitapların büyük bir kısmı teorik bir çerçeve üzerinden “Lübnan/Ürdün/Suriye’deki
Filistinli mülteciler”, “Amerika ve Filistinli mülteciler” gibi konularla mülteci problemine
1 Suriyeli Özgür Avukatlar Topluluğu -kısaca- kendisini şu şekilde tanıtmaktadır: Suriyeli özgür hukukçu ve
avukatlardan oluşan, Türkiye kanunlarına göre resmi olarak tanınmış, kar amacı gütmeyen bir sivil toplum
kuruluşudur. Bu kuruluş, vatandaşlık, kanunun üstünlüğü ve insan haklarına saygı prensiplerine dayanan kapsayıcı,
çoğulcu ve demokratik bir Suriye’yi vatan olarak kabul etmektedir. Ayrıca bu değer ve ilkeler üzerine gelecek Suriye’yi
inşa etmeye çalışmaktadır. Bkz. Ahmed Savvân, İrşadât Kânûniyye li’s-Sûriyyîn fî Türkiyâ, Menşûrâtu Tecemmu‘u’lMuhâmiyyine’s-Sûriyyine’l-Ahrâr,
Antakya 2014 (arka kapak). Ayrıca topluluğun resmi internet sayfasında “Biz
Kimiz” (Men Nahnu) başlığı altında bilgi verilmektedir. Bkz. http://freesyrianlawyers.com/?page_id=10 (Erişim
tarihi: 01.08.2016).
2 Bu sayının tespiti yapılırken http://www.neelwafurat.com sitesinde mülteci karşılığı olan lâci’ kelimesinin taranması
sonucu ulaşılan eserler esas alınmıştır. Bu site internet üzerinden online tarama ve satış yapan en büyük Arapça
sayfa özelliği taşımaktadır. Site hakkında bkz. http://www.neelwafurat.com/about.aspx?search= (Erişim tarihi:
19.07.2016).
Marmara İletişim Dergisi / Marmara Journal of Communication • Yıl / Year: 2016 • Sayı / Issue: 25 • ss/pp. 131-144
133
tarihsel ve sosyolojik metotlarla uluslararası ilişkiler üzerinden yaklaşmaktadır. Yine mültecilik
deyince Filistin mülteci sorununun kronikleşmesinden dolayı “Filistinli mülteci sorununa giriş”
“Filistin mültecilerin dağıldığı ülkelerdeki durumu”, “Filistinliler ve vatandaşlık/mülk” konu ve
başlıklarının daha fazla öne çıktığı görülmektedir.
Bu kitapların yayınlandığı yayınevlerinin -diğer alanlarda olduğu gibi- çoğunlukla Beyrut/
Lübnan merkezli olması şaşırtıcı bir durum değildir. Zira Filistin sorunu ile özel olarak ilgilenen
Zeytuniye Çalışmalar ve İstişareler Merkezi, Filistin Çalışmaları Kurumu gibi sadece Filistin
sorunu hakkında yayım faaliyetlerinde bulunan kurumlar Beyrut merkezli veya Beyrut’ta
temsilcilik bulundurarak çalışma ve araştırmalarda bulunmaktadır. Bunun ardından ise Doha/
Katar merkezli el-Cezire Araştırma Merkezi gibi kuruluşların yayınlarının söz konusu olduğu
göze çarpmaktadır. Bu kurumların dışında ise özel yayınevlerinin de mültecilik konusunda bir
çok eser yayınladığı görülmektedir.
Suriyeli mülteciler hakkında ise gerçekleştirilen Arapça çalışmalarla ilgili dikkati çeken husus,
bu çalışmaların genellikle köşe yazıları, raporlar, kısmen sempozyum tebliğleri ile sınırlı kaldığı
gözlemidir. Bu konuda yapılmış bilimsel yayın seviyesindeki çalışmaların çok az veya yerel bir
araştırma çerçevesinde kaldığı göze çarpmaktadır. Nitekim Ürdün’deki Suriyeli mülteciler için,
mültecilik konusunda çalışma yapan kişilerle yapılmış mülakatların bir araya getirilmesinden oluşan
“Asvât Bedîle havle Ezmeti’l-Lâci’îne’s-Sûriyyîn: Mecmû‘a Mukâbelât; Alternative Voices on the
Syrian Refugee Crisis in Jordan: An Interview Collection” isimli Arapça-İngilizce bir çalışma sadece
Ürdün’deki mültecileri konu edinmektedir.3
Öte yandan bu çalışmanın da Rosa Luxemburg Stiftung
isimli Almanya devleti tarafından fonlanan “Batılı, politik bir kuruluş” tarafından yapıldığı dikkate
alındığında; yerel kurumların yanında (beki de onlardan fazla demek lazım) Suriyeli mülteciler
hakkında çalışma yapan yabancı kuruluşların olduğunu söylemem mümkündür.
Bu çalışmadaki değerlendirme konusu, Türkiye’de yaşayan Suriyeli mülteciler hakkında
yazılmış Arapça eserler olduğundan, tespit edilebildiği kadarıyla bu türden çalışmaları yapan
Suriyeli Özgür Avukatlar Topluluğu ve bu kuruluşun şimdiye kadar yayınladığı üç eser hakkında
bilgi verilecektir.
Suriyeli Özgür Avukatlar Topluluğu4
Suriyeli Özgür Avukatlar Topluluğu, Suriye’deki tutuklama ve baskılara karşı organize olan
bazı Suriyeli avukatların, Türkiye’de bir araya gelmesiyle oluşmuştur. Bu avukatlar topluluğu
3 Rosa Luxemburg Stiftung Regional Office Palestine adlı siyaset eğitim kurumu tarafından, Beşşâr el-Hatîb (Bashar
Al-Khatib) ve Katharina Lenner’e hazırlatılan bu çalışma 2015 yılında yayınlanmıştır. Öte yandan Suriye mültecileri
hakkındaki Arapça yayınlar az olmasına rağmen İngilizce olarak daha çok çalışma yapıldığı görülmektedir. Örnek
olarak, Ürdün Üniversitesi - Stratejik Araştırmalar Merkezi (Merkezü’d-Dirâsâti’l-İstrâtîciyye - el-Cami’âtü’l-
Ürdüniyye; Center for Strategic Studies - University of Jordan) tarafından yayınlanan “Musa Shteiwi & Jonathan Walsh
& Christina Klassen, Coping with Crisis: A Review of the Response to Syrian Refugees in Jordan, 2014” başlıklı
rapor da Ürdün’deki Suriye mültecilerinin durumuna ilişkin bilgiler vermektedir.
4 Bu başlık altında Suriyeli Özgür Avukatlar Topluluğu hakkındaki açıklamalar, topluluğun başkanı Avukat Gazvân
Karanfil’in tarafımıza (16 Temmuz 2016 13:38 tarihinde) mail yoluyla ulaştırdığı bilgilere dayanmaktadır.
Abdullah DİLEK
134
kendilerine ait web sayfası5
ve yayımladıkları kitapların arka kapakları6
kendi müesseselerini,
“Türkiye’deki yetkili kurumlarda kayıtlı” (murahhasa ledâ’s-Sultâti’t-Türkiyye), “hukukî bir sivil
toplum kuruluşu” (munazzamatun hukûkiyyetün gayri hukûmiyyetin) olarak tanıtmaktadır.
Derneğin merkezi Antakya’da olup, Gaziantep’te şubesi ve Suriye içerisinde irtibat ofisleri
bulunmaktadır. Bu topluluk Türkiye’de yaşayan Suriyelileri ilgilendiren Türkiye kanunları
hakkında Arapça yayınlar yapmaktadır. Bu yayımlarda herhangi bir ISBN kaydı, yayınevi bilgisi
olmadığından bu kitapların topluluğun kendi imkânları ile kar amacı taşımaksızın basılarak
ücretsiz olarak dağıtıldığı anlaşılmaktadır.7
Buradaki hedef Suriyeliler’in Türkiye kanunları hakkında bilgi sahibi olarak ev sahibi ülkeye
karşı saygılı davranmalarını sağlamaktır. Ayrıca bu topluluk, Türkiye’deki Suriyeliler arasında
doğum, evlilik, vefat, boşanma gibi medeni hukuk vakıalarını belgelendirmektedir. Nitekim bu
avukatlar, Türkiye kanunları ve Türkiye’de evlilik konularında, çoğunluğu mültecilerden oluşan
Suriyeliler’e yönelik konferanslar vermektedir. Böylece özellikle Türkiye kanunlarının tanımadığı
bir evlilik türü olan, Türkiye vatandaşı evli erkeklerin Suriyeli bayanlara yönelik ikinci eş
evliliğinin önüne geçmeye çalışmaktadır.8
Avukatlar Topluluğu ikamet, çalışma izni, koruma kanunu gibi Suriyeliler’in bilmesi gereken
hukukî meselelerde bilgilendirmeler yapmaktadır. Yine bu avukatlar, ev sahibi Türkiye halkının
örf ve adetlerine saygı hakkında tavsiyelerde bulunmakta, Türkiye halkına has meselelerde
özellikle siyasi konulara Suriyeliler olarak girilmemesi gerektiği konusunda görüş belirtmektedir.9
Öte yandan Avukatlar Topluluğu 2014 yılından beri Suriye içerisinde “Milli Kayıt Projesi”
(Meşru‘u’t-Tevsîki’l-Vatanî)10 gibi önemli bir proje gerçekleştirmektedir. Bu projeden amaç ise,
Suriye’nin içinden geçtiği bu dönemde, Suriye’de yer alan insanların mülk ve haklarını korumak
için tapu ve mahkeme kayıtlarını çoğaltarak kayıt altına almaktır. Ayrıca bu proje ile gerek
Esed yönetimi gerekse de muhalif gruplar tarafından evlerini terk eden mültecilerin mülk ve
5 Suriyeli Özgür Avukatlar Topluluğu’na ait sayı için bkz. http://freesyrianlawyers.com/ (Erişim tarihi: 08.08.2016).
6 Suriyeli Özgür Avukatlar Topluluğu Temmuz 2016 tarihine kadar üç eser basmıştır; Ahmed Savvân, İrşadât
Kânûniyye li’s-Sûriyyîn fî Türkiyâ, Antakya 2014; Gazvân Karanfil & Ahmed Savvân, İzâ’ât ‘alâ Mesâil fi’l-Kânûni’tTürkî
li’s-Sûriyyîn fî Türkiyâ, Antakya 2015; Gazvân Karanfil, ‘Aşere Es’ile ve Ecvibe fi’l-Evzâ‘i’l-Kânûniyye li’s-Sûriyyîn
fî Türkiyâ, Antakya 2015.
7 Bu yayımlar ile ilgili haberlerde yer alan bilgilere göre bu eserler Suriye meselesi ile ilgilenen kurum ve
kuruluşlar aracılığı ile Türkiye’deki mültecilere ücretsiz olarak dağıtılmaktadır; bkz. http://freesyrianlawyers.
com/?p=658 (Erişim tarihi: 08.08.2016); http://freesyrianlawyers.com/?p=198 (Erişim tarihi: 08.08.2016); http://
freesyrianlawyers.com/?p=375 (Erişim tarihi: 08.08.2016).
8 Suriyeli Özgür Avukatlar Topluluğu’nun çalışmaları hakkında topluluğun resmi sitesine bkz. http://freesyrianlawyers.
com/. Ayrıca derneğin kendisi hakkında tanım seviyesindeki açıklaması için “Biz Kimiz” (Men Nahnu) başlığına
bakılabilir; http://freesyrianlawyers.com/?page_id=10 (Erişim tarihi: 01.08.2016).
9 Suriyeli Özgür Avukatlar Topluluğu’nun yaptığı etkinlik ve yayımladıkları haber metinlerine örnek olarak bkz.
“Bir Suriyeli’nin Sığındığı Ülkedeki İç Sorunlarla İlgilenme Hakkı Var mı?” (Hel Yehıkku li’s-Sûriyyi’t-Tedehhul bi’ş-
Şa’ni’l-Mahallî li-Devleti’l-Lücû’), http://freesyrianlawyers.com/?p=1557 (Erişim tarihi: 01.08.2016); “Suriyeliler’in
Türkiye’de Vatandaşlık Elde Etme Durumu” (Tecennüsü’s-Sûrîyyin fî Türkiyâ), http://freesyrianlawyers.com/?p=1504
(Erişim tarihi: 01.08.2016), http://www.eqtsad.net/read/14402 (Erişim tarihi: 01.08.2016); “Türkiye Anayasasında
Olağanüstü Hal” (Kânûnu’t-Tevâri’ fi’d-Düstûri’t-Türkî) http://freesyrianlawyers.com/?p=1566 (Erişim tarihi:
01.08.2016), http://www.eqtsad.net/read/14635 (Erişim tarihi: 01.08.2016).
10 Milli Kayıt Projesi (Meşru‘u’t-Tevsîki’l-Vatanî) için bkz. http://freesyrianlawyers.com/?p=1397 (Erişim tarihi:
01.08.2016).
Marmara İletişim Dergisi / Marmara Journal of Communication • Yıl / Year: 2016 • Sayı / Issue: 25 • ss/pp. 131-144
135
arsalarına yönelik saldırılar belgelendirilmektedir. Avukatlar Topluluğu, herhangi bir siyasi sınıfa
meyletmeksizin tapu ve belgelendirme işlerini yaptığını belirtmektedir.
Ayrıca Avukatlar Topluluğu, insan hakları aktivistleri ile avukatlara yönelik Suriye
kanunlarını tekrar gözden geçirme, değerlendirme ve yenileme konularında eğitim programları
düzenlemektedir. Bunlara ilaveten yürüttükleri bir başka faaliyet ise “bütün Suriyeliler için hak
ve sorumluluklarda eşitlik üzerine kurulu; kanun ve vatandaşlığa dayanan gelecek Suriye” için
anayasal bir görüş ve çerçeve hazırlığı yapmalarıdır. Yine adaletli bir geçiş süreci, iç barış ve seçim
kanunları gibi konularda da yaptıkları hazırlıkların derneğin yürüttüğü önemli bir başka faaliyet
olarak belirtilmesinde fayda var.
Türkiye’deki Suriyeli mülteciler için geniş bir çalışma alanına sahip olarak, bir dernek
statüsünde çalışan Suriyeli Özgür Avukatlar Topluluğu, Arapça olarak yayınlar yapma ve
Suriyeli mültecilerin hukukî ve sosyal ihtiyaçlarına cevap vermeye çalışmaktadır. Bu anlamda bu
topluluğun, mültecilerin ihtiyaç önceliğine göre hazırlayıp Türkiye’de bastıkları üç Arapça eserin
tanıtımı ve değerlendirmesi -yayın sırasına uygun olarak- yapılmaya çalışılacaktır. Bunlar sırasıyla
(1) Ahmed Savvân’ın telif ettiği, İrşadât Kânûniyye li’s-Sûriyyîn fî Türkiyâ; (2) Gazvân Karanfil ve
Ahmed Savvân’ın birlikte yazdığı İzâ’ât ‘alâ Mesâil fi’l-Kânûni’t-Türkî li’s-Sûriyyîn fî Türkiyâ ve son
olarak (3) Gazvân Karanfil’in hazırladığı ‘Aşere Es’ile ve Ecvibe fi’l-Evzâ‘i’l-Kânûniyye li’s-Sûriyyîn
fî Türkiyâ başlıklı eserlerdir11.
1. Ahmed Savvân12, İrşadât Kânûniyye li’s-Sûriyyîn fî Türkiyâ.
Resim 1. Menşûrâtu Tecemmu‘u’l-Muhâmiyyine’s-Sûriyyine’l-Ahrâr, Antakya 2014
11 Burada değerlendirme konusu olan Suriyeli mülteciler hakkındaki kitaplara ulaşmamda yardımlarını esirgemeyen
Av. Gazvân Karanfil ve Av. Abdullah Hallak’a teşekkür borçluyum.
12 Ahmed Savvân: Avukat, Suriyeli Özgür Avukatlar Topluluğu yönetim kurulu üyesi ve topluluğun Gaziantep şubesi
müdürü. Ayrıca topluluğun “Kanun Çalışmaları Dosyası” sorumlusudur.
Abdullah DİLEK
136
Türkiye’deki Suriyeliler için Kanunî Kılavuz olarak tercüme edilebilecek bir başlığa sahip olan
bu kitap, Türkiye’de Suriyeli mülteciler için Arapça olarak hazırlanan ilk yayın olma özelliğini
taşımaktadır. Kitabın ön kapağında Suriye pasaportunun bir çadır direğine bağlanması görseliyle
bir mültecilik psikolojisi resmedilmektedir. Bu hal ile kitap kapağı Suriye vatandaşlığı ile çadırda
(mülteci olarak) yaşamayı birbirine eş bir durum olarak tasvir etmektedir.
Kitap, Suriyeli Özgür Avukatlar Topluluğu başkanı Av. Gazvân Karanfil’in giriş yazısı ile
başlamaktadır. Karanfil, Türkiye’nin kanunlarına yabancı olan Suriyeliler’in bu ihtiyacına cevap
vermek üzere çalışmanın yapıldığını ifade etmektedir. Zira Suriyeliler’in kanunen aleyhlerine
olacak bir işe girişmemeleri için, önce hukukî şartları bilmeleri gereklidir. Karanfil ayrıca, bu
yayın serisinin devam edeceğini ifade ederek, bu çalışmanın Türkiye’deki Suriyeliler’in günlük
hayatına doğrudan temas anlamına geldiğini söylemektedir (Savvân, 2014, s. 1).
Kitabın içerisinde anlatılan konular beş başlıkta toplanmıştır: (i) Türkiye’de gayrimenkul
mülkiyeti, (ii) TC numarası ve vergi numarası, (iii) Türkiye’de şirket kurma, (iv) Türkiye’de evlilik.
Kitap bu bölümlerden sonra ve beşinci ve son bölüm olan Türkiye’de yaşayan Suriyeliler’e tavsiye/
fısıltı (hemse) ile bitmektedir.
Temel insani haklar hakkında rehberlik özelliği taşıyan bu kitabın belki de en orijinal kısmı
son bölümdeki tavsiyeler kısmıdır. Burada yazar Ahmed Savvân, “Ey garip edepli ol!” (Eyyühe’lgarîbu
kün edîben!) şeklinde Suriyeliler arasında yaygın olan bir deyim ile sözlerine başlayarak
bazı Suriyeliler’den rahatsızlığını dile getirmektedir. Savvân, bazı Suriyeliler’in kötü tasarruflarda
bulunarak, Türkiye vatandaşlarını rahatsız ettiğini; bunun sonucunda ise bu durumun her
bir Suriyeli’ye olumsuz olarak aksettiğini ifade etmektedir. Nitekim çevreyi rahatsız eden bu
durumlar yer yer, polise şikâyet edilecek seviyeye kadar ulaşmıştır. Oysaki her bir Suriyeli’nin
kendi ülkesinin ahlakı, terbiyesi ve elde kalan medeniyetinin bir yansıması olarak gurbette ülkesi
için bir elçi konumunda olması gerektiği belirtilmektedir (Savvân, 2014, ss. 25-26).
Yazarın, çevresindeki Suriyeli mültecilerden gözlemlediği kadarıyla toplumda rahatsızlığa
sebep olarak tespit ettiği konular arasında özellikle kamusal alanlardaki davranış alışkanlıkları ile
komşular ve mahalleli ile ilişkilerde dikkat edilmesi gereken hususlar öne çıkmaktadır (Savvân,
2014, s. 26).
Bunların yanı sıra yazar, Suriyeliler’e ilgi duyan ve onların sorunlarına karşı bir şeyler
yapmaya çalışan Türkiye vatandaşı bir genç kızdan duyduğu kadarıyla karşılaştığı rahatsızlıkları
şu şekilde sıralamaktadır:
(i) [Bazı] Suriyeliler’in, Türkiye halkının tabiat, örf ve adetlerine göre farklı bir kültür
çerçevesine sahip olması. Özellikle gece dinlenme ve gündüz iş alışkanlığı saatlerinin
mevsim, iklim ve coğrafya şartlarından dolayı farklılık arz etmesi.
(ii) [Bazı] Suriyeli mültecilerin gezi, alışveriş, kahvehane veya kafelerdeki doğal yaşam
anlayışının; israf şeklinde algılanması.
(iii) [Bazı] Suriyeli kadınların bir yandan zor şartlar altındayken öte yandan dışardaki
yaşam tarzının; toplum içinde süs ve lüks olarak algılanması.
Marmara İletişim Dergisi / Marmara Journal of Communication • Yıl / Year: 2016 • Sayı / Issue: 25 • ss/pp. 131-144
137
(iv) Bunların ötesinde Türkiye toplumunun en çok dikkatini çeken vakıa ise Suriyeli
kadınların kendi kültür ve medeni hukukunda yer alan ikinci eş olgusunun; Türkiye
toplumunda çok eşliliğin yayıldığı şayiasına sebep olması. Buradaki tehlike bir yandan
ikinci eş olan Suriyeli kadının evliliğinin Türkiye hukuku tarafından tanınmaması
nedeniyle herhangi bir gelecek güvencesine sahip olmamasıyken; diğer yandan Türkiye
vatandaşı bir kadının evi ve ailesinin dağılması endişesini taşımasıdır.
(v) Kamplardaki uzun yaşam süreci nedeniyle Suriyeli mültecilerin toplu yaşam, temizlik
ve su kullanımı gibi şartlarının elverişsizlik hale gelmesi (Savvân, 2014, ss. 26-28). 13
Yazar Ahmed Savvân kitabın sonuna doğru 26.07.2014 tarihinde Kilis valisinin ev sahibi
Türkiye halkı ile misafir Suriye halkı arasında yakınlaşmayı sağlamak için bazı noktalara dikkat
çektiğini ifade etmektedir. Bu maddeleri şu şekilde özetlemek mümkündür:
Türkiye’de mülteci durumda bulunan Suriye halkı ile ev sahibi Türkiye halkı arasındaki
yaşam ve davranış algısındaki farklılıklar: trafik işaretlerine uyma; akşam yatma ve sabah uyanma
vakitleri; çocukların oyun, gençlerin gezme şekli; tercih edilen giyim kıyafet tarzı; Suriyeli
çocukların Türkiyeli yaşıtlarına göre küçük yaşlarda sağlıksız koşullarda çalışma(k zorunda
kalma)sı; Suriyeli girişimcilerin açtıkları dükkânların Türkiyeli esnaflar açısından fırsat eşitliğine
aykırı görülmesi; şehir merkezlerinde seyyar satıcıların oluşturduğu yoğunluk; zor şartlarda
çalışan Suriyeli işçilerin barınma ve sağlık şartlarının kısıtlı olmasından dolayı bu durumun
çevredekilerin dikkatini çekmesi; Suriyeliler’in Türkçe öğrenme sürecinde karşılaşılan yanlış
anlaşılma, tartışma ve gerginlikler; şehirlerin park bahçe gibi sosyal mekânlarının altyapısının
yerli ve mülteci nüfusun ihtiyacını karşılamada yetersiz kalması vb. başlıklar altında toplanabilir
(Savvân, 2014, ss. 29-32). 14
Bu tavsiyelerden sonra kitabın sonunda “Kitapçık Hakkında Türkçe Özet bir Tanıtım”
(Ta‘rif Mûcez bi-haze’l-Kurrâs bi’l-Luğati’t-Türkiyye) başlığı altında (kısmen düşük bir) Türkçe
ile kitabın içeriği hakkında kısa bilgiler verilmekte ve konu başlıkları sıralanmaktadır. Bundan
sonra ise yazar Ahmed Savvân kitabı bitirmeden Son Söz (Kelime Ahîre) ile bu kitabın içerdiği
konuları tüm yönüyle anlatmaktan öte, acil meselelere dair ön bilgiler verdiğini belirtmektedir.
Yazar Ahmed Savvân bu kitabının büyük bir kısmında Suriyeliler’e yönelik temel hukukî
konular yanında –kendi imkânları ölçüsünde- sınır şehirleri ve kamplarda yaşanan sorunlara
dair önemli noktalara dikkat çekmektedir. Yazar, “ev sahibi Türkiye halkı” ile “misafir Suriye
halkı” arasında görülen gerginlik, rahatsızlık ve öfkeye sebep olan, iki toplumun birbirinden
farklı saygı, örf ve adetlerini halk dili ile basit bir şekilde resmetmeye çalışmıştır. Bu anlamda bu
rehber kitapçığın -kendisi de mülteci durumda olan- bir hukukçunun gözü ile içinden geldiği
topluma, zor bir dönemde (belki de geçiş sürecinde demek lazım) hem hukuki hem de ahlakisosyal
mesajlar içerdiği söylenebilir.
13 Bu kısım öneminden dolayı maddeler halinde özetlenerek aktarılmıştır (vurgular bize aittir).
14 Bu kısım öneminden dolayı temel noktaları vurgulanarak aktarılmıştır.
Abdullah DİLEK
138
2. Gazvân Karanfil15 – Ahmed Savvân, İzâ’ât ‘alâ Mesâil fi’l-Kânûni’t-Türkî li’sSûriyyîn
fî Türkiyâ.
Resim 2. Menşûrâtu Tecemmu‘u’l-Muhâmiyyine’s-Sûriyyine’l-Ahrâr, Antakya 2015
Türkiye’deki Suriyeliler için Türkiye Kanunundaki Meselelere Işık Tutmak şeklinde
anlaşılabilecek bir başlığa sahip olan ikinci kitap, önceki kitabın bir adım ötesi olarak daha farklı
konular hakkında aydınlatıcı (kitap başlığındaki ifadesi ile izâ’ât) bilgiler sunmaktadır. Kitabın
ön kapağı, küçük bir tekne ile bavul haline getirilmiş Suriye haritasını, 2015 yılında öne çıkan
deniz yoluyla Avrupa ülkelerine mültecilik yolu arayan Suriye’yi Ali Cemal’in karikatürüyle
anlatmaktadır.
Hemen burada bir yıl arayla peş peşe yayınlanan iki kitap kapağı arasında bir bağlantı kurmak
mümkündür. 2014 yılında yayımlanan ilk kitabın kapağı Suriyeli olmak ile mülteciliği eşitlerken;
bir yıl sonra 2015’te yayınlanan kitabın kapağına Suriyeliler’in neredeyse tümünün tehlikeli
yolculukları/suları göze alarak Avrupa’ya sığınmaya çalışmasını taşıması; Suriye halkının mülteci
olarak yaşamayı ülkesine dönüşü olmayan, sonu/dibi görünmeyen bir süreç olarak gördüğünü
hissettirmektedir.
Kitabın arka kapağında içerik hakkında özet bilgiler sunulmaktadır. Buna göre kitapta (i)
15 Gazvân Karanfil: Avukat, merkezi Gaziantep’te bulunan Suriyeli Özgür Avukatlar Topluluğu başkanı. Merkezi
Mersin’de bulunan Kevâkibî İnsan Hakları Merkezi (Merkezü’l-Kevâkibî li-Hukûki’l-İnsân; Kawakbi Center for
Human Rights) yönetim müdürüdür. Ayrıca Norveç’te bulunan Arap-Avrupa İnsan Hakları ve Uluslararası Hukuk
Merkezi (el-Merkezü’l-Arabî ve’l-Ûrubbî li-Hukûki’l-İnsân ve’l-Kânûnu’d-Düvelî; Arab-European Center of Human
Rights & International Law) idare üyesidir. Bunun yanında daha başka sivil toplum kuruluşları üyesi olan Gazvân
Karanfil, 2016’da Cenevre’de başlayan (Cenevre III) Suriye barış görüşmelerinde katılımcı üye olarak görev
yapmaktadır.
Marmara İletişim Dergisi / Marmara Journal of Communication • Yıl / Year: 2016 • Sayı / Issue: 25 • ss/pp. 131-144
139
Türkiye’deki Suriyeliler için Kanun Merkezi; (ii) Türkiye’de ikamet ve çeşitleri; (iii) çalışma izni ve
çeşitleri; (iv) Türkiye’de eğitim ve yabancılar için eğitim imkânları; (v) Türkiye’de vatandaşlık ve
vatandaşlık elde etme yolları; (vi) Türkiye’de doğum kaydı konuları iki yazardan her birinin ayrı
başlıkları hazırlaması sonucu yer almaktadır.
Bu kitabın içerdiği her bir konunun bir mültecinin hayatında ayrı bir önemi ve yeri vardır
şüphesiz. Bunların arasında ise iki konunun biraz daha öne çıktığı söylenebilir. Bir tanesi kitabın
girişinde ifade edilen Türkiye’deki Suriyeliler için Kanun Merkezi başlığı altında “mülteciliğin ne
olduğu” bunun hukukî zeminine dair önemli açıklamalardır. Nitekim burada 04.04.2013 tarihinde
“Yabancılar ve Uluslararası Koruma Kanunu” çıkarılana kadar Türkiye’deki Suriyeliler için yasal
bir zemin olmadığı, herhangi bir hak talebi için dayanak noktasının bulunmadığı, siyasetçilerin
de beyanatlarına yansıdığı gibi Suriyeliler’in “misafir statüsünde” olduğu anlatılmaktadır. Zira
Türkiye’nin 28.07.1951 tarihinde imzaladığı Cenevre anlaşmasına göre mültecilik statüsü zaman
ve coğrafya ile sınırlandırılmıştır. Buna göre Türkiye’de sadece 1951 yılı öncesi şartlar içerisinde
Avrupa’dan gelenler mülteci statüsünü elde edebiliyor. Bu nedenle Suriyeliler’in “hukukî
anlamıyla mülteci haklarına sahip olmayan bir mülteci” konumunda olduğu, özel şartlardan
dolayı Türkiye’de himaye edilen, “ikincil koruma statüsünü”ne sahip olduğu anlatılmaktadır
(Karanfil & Savvân, 2015, ss. 4-6).
Kitapta öne çıkan bir diğer konu ise Türkiye’de eğitim sistemi hakkındaki bölümdür.
Burada Türkiye’nin hâlihazırdaki eğitim süreçleri (zorunlu eğitim, yükseköğretim) anlatılmakta
ve zorunlu eğitimde gösterilmesi gereken dersler hakkında bilgiler verilmektedir. Bunun
ardından yabancı öğrenciler için eğitim imkânları ve Yabancı Öğrenci Sınavı (YÖS); Türkiye’de
yükseköğrenim için burslu okuma imkân ve yolları, üniversite kayıt tarihlerinden kayıtta istenen
evraklara kadar önemli konular anlatılmaya çalışılmaktadır (Karanfil & Savvân, 2015, ss. 16-26).
Kitabın sonunda -ilk kitapta yer aldığı gibi- (Ahîren başlığı ile) ise yazar Ahmed Savvân
imzasıyla bu kitabın içerdiği konulara, genel bir bakış ortaya koymak için ellerinden geldiği
kadarıyla çabalarını ortaya koydukları ifade edilmekte; fakat her bir konunun hakkını vermek
için ayrıntılı çalışmalara ihtiyaç duyulduğu hatırlatılmaktadır.
Abdullah DİLEK
140
3. Gazvân Karanfil, ‘Aşere Es’ile ve Ecvibe fi’l-Evzâ‘i’l-Kânûniyye li’s-Sûriyyîn fî Türkiyâ.
Resim 3. Menşûrâtu Tecemmu‘u’l-Muhâmiyyine’s-Sûriyyine’l-Ahrâr, Antakya 2015
Türkiye’deki Suriyeliler için Kanunî Konularda On Soru ve On Cevap başlığını taşıyan Suriyeli
Özgür Avukatlar Topluluğu Yayınları Serisi’nin üçüncü kitabı, her biri başlı başına bir mülteci
için ayrı anlamı olan temel hukukî ve sosyal on soruya cevap vermeye çalışmaktadır. Kitabın
içerdiği sorulardan söz etmeden önce, biri kitabın kapağında diğeri de son sayfalarında (s. 27)
yer alan iki karikatürden bahsetmek gerekecektir. Nitekim bu karikatürler kitabın içeriğine dair
bir anlam taşıdığı gibi kitabın yayınlandığı 2015 yılında Suriyeli mültecilerin içinde bulunduğu
durumu da özetler mahiyettedir.

Resim 4. Kitap kapağında kullanılan karikatür.
Marmara İletişim Dergisi / Marmara Journal of Communication • Yıl / Year: 2016 • Sayı / Issue: 25 • ss/pp. 131-144
141
Kitap kapağındaki imzasız karikatürde, içinde yaşadığı -kısmen üzerinde yırtıklar bulunan-
çadırını dışardan ev görüntüsüne sahip çatılı bir ev şeklinde boyamaya çalışan bir şahıs
resmedilmektedir. Aslında geçiciliği ve göçebe yaşamın bir öğesi olması ile bilinen çadırların,
muhtemelen artık (bazı) Suriyeliler’in çadırlar (el-muhayyemât) veya kamplar ile özdeşleşen
hayatının daimi bir sürece doğru evrildiğini hatırlatmaktadır.
Resim 5. “Neredesin sen ey vatanım” başlıklı karikatür.
Kitabın son sayfalarında yer alan karikatür ise Eyne Ente Ya Vatanî… (Neredesin Sen
Ey Vatanım…) başlığı ile yer kürede kendisine vatan olarak ancak bir çadır gören gezgin
görüntüsündeki mülteci söz konusudur.
Kitabın içerdiği on sorunun başlıkları şu şekildedir:
(i) Türkiye’deki UNCHR (Birleşmiş Milletler Mülteciler Yüksek Komiserliği) Suriyeli
mültecileri kaydetti mi?
(ii) UNCHR Suriyeli mültecileri Türkiye dışında başka ülkelere yeniden yerleştirme
programına göre yerleştiriyor mu?
(iii) Geçici Koruma Kartı (Kimlik) taşıyanın sahip olduğu haklar nelerdir?
(iv) Türkiye Hükümeti’nin Suriyeliler’i [Türkiye] toprakları dışına çıkarma hakkı var mı?
(v) Bir Suriyeli erkeğin Türkiye yetkilileri önünde bir Suriyeli kadınla evliliğini
belgelendirme hakkı var mı?
(vi) Suriyeli bir kadının evli bir Türkiye vatandaşı erkekle evlenmesinin tehlikeleri nelerdir?
(vii) Yolculuğa çıkma iznini nereden alabilirim, istenen evraklar nelerdir?
(viii) Türkiye’deki Suriye plakalı araçlar ile ilgili kanunî düzenlemeler nelerdir?
(ix) Yeni doğan çocuğumu Türkiye’de kaydettirebilir miyim?
(x) Suriyeliler’in Türkiye’de bulunması ile beraber Suriyeli ve Türkiyeli halkın karşılaştığı
toplumsal korku ve problemler nelerdir?
Abdullah DİLEK
142
Bu kitapta belki de olağan dışı bilgileri barındıran bölüm onuncu soruya verilen cevapta
görülmektedir. Nitekim daha önce Türkiye’deki Suriyeliler için Kanunî Kılavuz kitabının son
bölümünden alıntılanan kısımda da mülteciliğin yarattığı sorunlar; birbirine çok yakın olarak
görülen iki toplumun farklı algıları yüzünden ortaya çıkan önyargı ve öfke halinin sebepleri
üzerinde durulmuştu. Bu soruya cevap verilirken bu konuda yapılmış bir araştırma raporuna
işaret edilmekte (Orhan & Senyücel Gündoğar, 2015, ss. 7-11); ardından da bu mesele hem
Suriyeli mülteciler hem de Türkiye vatandaşları açısından ele alınmakta ve mülteciliğin yarattığı
krizin en aza indirilmesi ve bu olağan dışı halin kontrollü devamı hakkında tespit ve öneriler
sıralanmaktadır (Karanfil & Savvân, 2015, ss. 24-26).
Sonuç Yerine
Sonuç olarak Arapça literatürde mültecilik olgusunu ele alan yayınların odak noktasını
Filistinli mültecilerin oluşturduğunu söylemek gerekmektedir. Bu hem Filistin meselesinin daha
eski bir tarihe dayanması ve hem de işgal altındaki Filistin toprakları konusunun Arapların
üzerinde uzlaştığı bir “dava” olarak benimsenmesinden dolayıdır. Nitekim bu Filistin (Mescid-i
Aksa/Kudüs) davası söylemi/siyaseti Arap coğrafyasının sınırlarını aşarak İran, Türkiye hatta
Malezya’ya kadar müslüman nüfusun çoğunlukta olduğu tüm ülkelerde farklı seviyelerde
görünmektedir. Suriye krizi ise nispeten daha yeni bir kriz alanı ve içinde barındırdığı politik
çatışma ortamlarından dolayı Arap coğrafyasında farklı anlamlar uyandırmakta olabilir. Bu
açıdan, Arap coğrafyasındaki (ve tüm dünyadaki) devletler arasındaki görüş ayrılığının, Suriye
krizinin insani bir mesele olarak gündeme alınması konusunda uzlaşı sağlanmasının önünde
engel teşkil ettiği rahatlıkla söylenebilir.
Burada değerlendirme konusu olan üç eser esas alındığında, en fazla Suriyeli mülteciye
ev sahipliği yapan ülke olarak Türkiye’de, topluluklar arasındaki etkileşimin getirdiği engeller
dolayısıyla Türkiye’de Arapça bir kitabın (hukuki meseleleri önceleyen ve toplumsal çatışma
risklerine dikkat çeken yönüyle) yayınlanması önemlidir. Üç kitabın konularına bakıldığında,
her bir eserin önceki çalışmada yer alan konulara göre bir sonraki hukukî süreç hakkında bilgi
verdiği görülmektedir. Bu da eseri hazırlayan Suriyeli hukukçuların mülteciler için bilinmesi
gerekli olan konulardan öncelikli olanlara yer verdiği anlaşılmaktadır.16
Serinin ilk kitabında yer alan bazı Türkçe yazı ve anlam hatalarının (Savvân, 2014, ss. 10, 13,
17, 20, 33) bulunması Arapça-Türkçe’nin bir arada kullanılması nedeniyle bir dizgi hatasından
kaynaklanmış olma ihtimalini çağrıştırmaktadır. Ayrıca bu hataların Türkçe’yi yeteri kadar
öğrenmeden bastıkları kitapta kısmî Türkçe açıklamalara yer veren yazarlardan kaynaklandığı,
belki de etraflarında iyi Türkçe bilen yardımcı kimse veya kimselerin bulunmadığı ihtimalini de
akla getirmektedir. Nitekim Suriyeliler’in Türkçe öğrenmeme konusundaki durumundan şikâyet
edildiğini bu eserlerde görmekteyiz (Savvân, 2014, s. 31).
16 Eserlerin üslubundan ve Suriyeli Özgür Avukatlar Topluluğu başkanı Av. Gazvân Karanfil’in açıklamalarından bu
serinin devam edeceği ve dördüncü kitabın da basılmak üzere olduğu söz konusudur.
Marmara İletişim Dergisi / Marmara Journal of Communication • Yıl / Year: 2016 • Sayı / Issue: 25 • ss/pp. 131-144
143
Her üç kitap da kendileri de mülteci olan Suriyeli hukukçu şahsiyetlerce yazıldığı için, bir
mültecinin dil açısından tamamen, kültür ve hukuk açısından kısmen yabancısı olduğu bir
coğrafyada kendisi için zaruriyet mesabesinde olan temel meselelere dair aydınlatıcı açıklamalar
edinmesini mümkün kılmıştır. Ayrıca her üç eserde de, ağır/sıkıcı bir hukukçu üslubu yerine,
dil açısından anlaşılır bir ifade benimsendiği için kitap(çık)lar her seviyeden yetişkin Suriyeli
mülteciye hitap etmektedir.
Abdullah DİLEK
144
Kaynaklar
el-Hatîb, B. (Al-Khatib B.), & Lenne, K. (2015). Asvât Bedîle havle Ezmeti’l-Lâci’îne’s-Sûriyyîn: Mecmû‘a
Mukâbelât - Alternative Voices on the Syrian Refugee Crisis in Jordan: An Interview Collection.
Ürdün: Rosa Luxemburg Stiftung Regional Office Palestine.
Karanfil, G. (2015). ‘Aşere Es’ile ve Ecvibe fi’l-Evzâ‘i’l-Kânûniyye li’s-Sûriyyîn fî Türkiyâ. Antakya: Menşûrâtu
Tecemmu‘u’l-Muhâmiyyine’s-Sûriyyine’l-Ahrâr.
Karanfil, G., & Savvân, A. (2015). İzâ’ât ‘alâ Mesâil fi’l-Kânûni’t-Türkî li’s-Sûriyyîn fî Türkiyâ. Antakya:
Menşûrâtu Tecemmu‘u’l-Muhâmiyyine’s-Sûriyyine’l-Ahrâr.
Orhan, O., & Senyücel Gündoğar, S. (2015). Suriyeli Sığınmacıların Türkiye’ye Etkileri. Ankara: Orsam Rapor
No: 195, Ocak 2015.
Savvân, A. (2014). İrşadât Kânûniyye li’s-Sûriyyîn fî Türkiyâ. Antakya: Menşûrâtu Tecemmu‘u’lMuhâmiyyine’s-Sûriyyine’l-Ahrâr.
Shteiwi, M., Walsh, J. & Klassen, C. (2014). Coping with crisis: A Review of the response to Syrian refugees in
Jordan. Ürdün: Center for Strategic Studies.

No comments yet

Yeni yorum gönder

Bu alanın içeriği gizlenecek, genel görünümde yer almayacaktır.
  • Web sayfası ve e-posta adresleri otomatik olarak bağlantıya çevrilir.
  • İzin verilen HTML etiketleri: <a> <em> <strong> <cite> <code> <img> <b> <ul> <ol> <li> <dl> <dt> <dd>
  • Satır ve paragraflar otomatik olarak bölünürler.

Biçimleme seçenekleri hakkında daha fazla bilgi

CAPTCHA
This question is for testing whether you are a human visitor and to prevent automated spam submissions.
Image CAPTCHA
Enter the characters shown in the image.

Sponsorlu bağlantılar